2026 yılı çok yakından el sallıyor.“Yoldayım, geliyorum” diyor.
Peki biz bu değişime gerçekten hazır mıyız?2026 bize neler getirecek? Sizin de benim gibi yapay zekâ ensenizde mi yada böyle hissediyor musunuz?


“Yapay zekâ da kimmiş, beni yerimden edemez” diyenlerden misiniz,
yoksa için için bir şeylerin değiştiğini fark edenlerden mi?

Bugün biraz bunları konuşmak istedim sizinle. Ama önce kısa bir geri dönüş yapalım.

Sanırım ilkkez 15 sene önce sizlerle anılarımı gördüklerimi yaşadıklarımı paylaşmaya başladım. Bu önce bir blogtu sonra bir facebook grubu sonra bir youtube kanalı sonra bir instagram hesabı ve artık abone olabileceğiniz bir web sitesi haline geldi. Her ne kadar bazen bunları kendi haline bıraksam da sizden gelen bir mesaj bir bile beni ilginç bir şekilde tekrar size birşeyler anlatmaya gittiğim yolu paylaşmaya ve sizi de teşvik etmeye motive ediyor. Ayrıca proje yönetimi konularında daha fazla bilgi için blogun bu bölümüne bir göz atın.

10 bin, 20 bin kişiye ulaşmak bana maddi bir katkı sağlamayacak. Ama bu rakamlar hem bir motivasyon kaynağı olacak hem de belki birilerinin hayatında küçük de olsa bir değişim yaratacak. Bu yüzden lütfen abone olun ve düşüncelerinizi yorumlarda paylaşın.

Yapay Zekâ Hayatımıza Ne Kadar Girdi?

Yapay zekâ konusundaki gelişmeleri az çok hepimiz duyuyoruz. Hiç kullanmamış ya da güvenmemiş olsanız bile mutlaka bir yerde konuşulduğuna şahit olmuşsunuzdur.

ChatGPT 2023’te hayatımıza girdi ve çok kısa sürede gündelik hayatın bir parçası hâline geldi. Çoğumuz onu hâlâ sadece bir arama motoru gibi kullanıyoruz ya da en fazla fikir almak için başvuruyoruz.

Oysa yapay zekânın kapasitesi her gün artıyor.

Üstelik mesele artık sadece ChatGPT de değil. Amerika’da, Çin’de ve dünyanın farklı yerlerinde birçok yeni yapay zekâ modeli ortaya çıkıyor. Yaptıkları şeyler gerçekten dudak uçuklatıcı. Ama biz çalışanlar olarak hayatımızda henüz çok büyük bir değişim hissetmiyoruz. İşte bu da bize yalancı bir rahatlık veriyor.

Yapay Zekâ mı! Oda ne? Neden Hâlâ Etkilenmediğimizi Düşünüyoruz?

Çünkü bir işi yaparken aklımıza ilk gelen çözüm hâlâ yapay zekâ değil. Ya işi kendimiz yapıyoruz ya da altımızdakilere delege ediyoruz. Bu bize daha kolay geliyor.

Ancak bu yaklaşım hem işi zorlaştırıyor hem de yapay zekâ ile etkileşimimizi azaltıyor. Böylece hem kendimize öğrenme fırsatı vermiyoruz hem de yapay zekâya işimizi kolaylaştırma şansı tanımıyoruz.

Ama 2026 ve sonrasında çalışanların ikiye ayrılma ihtimali çok yüksek:
Yapay zekâyı verimli kullanabilenler ve kullanamayanlar.

Sizce hangi grup işini ilk kaybedenlerden olacak?
Dikkat ettiyseniz “ilk kaybedenler” dedim. Yani bu ikinci grubun tamamen güvende olduğu anlamına gelmiyor.

Yapay zekâ ve yapay zekâ ile çalışan ajanlar hızla gelişiyor. Haberiniz olmasa bile çoktan bilgisayar kullanmaya başladılar. Çok yakında kompleks yazılımları da kullanabilir hâle gelecekler.

Şimdiden birçok matematik ve dil testini başarıyla geçtiklerini biliyoruz.

Şimdi kendinize şu soruyu sorun:
Eğer yapay zekâ sizin aldığınız e-postayı okuyup, yapılması gereken işi anlayıp, bunu sizden çok daha hızlı bir şekilde yaparsa ne yapmayı planlıyorsunuz?

2026’da İnsanların Avantajı Ne Olacak?

2026 yılında yapay zekâ ajanlarının evden çalışan birçok insandan daha verimli ve daha tutarlı hâle gelmesi hiç de uzak bir ihtimal değil.

O noktada insanların tek avantajı birbirleriyle kurdukları iletişim olacak. Ancak bunun da bir sınırı var. Çünkü çok yakında yapay zekâlar da hiçbir aracıya ihtiyaç duymadan birbiriyle iletişim kurabilecek.

Sizce abartıyor muyum?
Yazdıklarım size imkânsız mı geliyor?

Gerçekten ne düşündüğünüzü merak ediyorum. Yorumlarda buluşalım.

Umarım youtube kanalımı takip ediyorsunuz ayrıca instagram ve facebookta da takibiniz devam ediyordur, abone olursanız yazılarımı email olarak alırsınız hemen okuma fırsatınız olur benden söylemesi tabi, keyfiniz bilir…


Gezgin Şantiyeci sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Düşünceleriniz benim için önemli!