Amerika’da yaşamak… Green Card’ı kazandığımdan bu yana tam 15 yıl geçmiş. Zaman ne kadar da hızlı akmış! Bu sürenin en az 10 yılını seninle geçirdim, Amerika. Bana neler kattın, senin hakkında neler hissediyordum, şimdi neler hissediyorum? Bana neler öğrettin, benden neler aldın götürdün?

Son zamanlarda web sitesini aktif olarak kullanıyorum, genelde teknik konular üzerine yazmaya devam ediyorum, hatta yeni bir kategori oluşturdum, belki ilginizi çeker. Ancak burasının bir blog olduğunu da unutmamak lazım. Şu yazıdan Amerika hakkında yazmayalı yıllar olmuş. Madem öyle, alalım karşımıza Amerika’yı, biraz sohbet edelim; soralım bakalım kendimize, nasıl bir şey bu Amerika’da yaşamak?

Amerika’da Yaşamak : Hazır mısınız?

Bu konuda genellikle tarafsız bir duruş sergilemeye çalıştım. Ne “Amerika’da yaşamak çok güzeldir” dedim, ne de “Kurulu düzenimiz olmasa çoktan dönmüştük.” Çünkü ikisi de tam olarak doğru değil. Burada yaşamanın hem avantajlı hem de dezavantajlı yönleri var.

Burası yeni bir kıta; pazarı çok büyük ve bu pazara bağlı olarak büyük fırsatlar her an karşınıza çıkabiliyor. Karşılığında kazandığınız para da oldukça yüksek. Sadece bir şirkette çalışan olsanız bile milyoner olmanız olasılık dahilinde. Bunun için çok zeki ve yaratıcı olmanıza da gerek yok; ortalama bir insan olmanız, toplumun normlarına uymanız yeterli. Ayrıca bahçeli müstakil evler, arka bahçede havuzlar, Karayipler’de, Miami’de, Hawaii’de tatiller, lüks ya da üstü açık spor arabalar, lüks restoranlarda yemekler, şık ve pahalı marka kıyafetler, Rolex ve üstü saatler ulaşılması çok zor şeyler değil.

Amerika’da Yaşamak

Ancak Amerika’nın tersi de oldukça sert. Elinin tersine denk gelirse, size ekonomik zorluğun alasını göstermesi, sadece bir kurala uymadınız diye veya ciddi bir hastalık geçirdiğinizde sizi evsiz yapması ciddi bir olasılık. Amerika size sürekli engel çıkaran ve durmaksızın sizden engelli koşuda başarılı olmanızı bekleyen bir ülke. Bu engel hemen her şey olabilir; çalıştığınız şirketin işleri beklendiği gibi gitmeyebilir veya sizin çalıştığınız endüstri bir anda bir kanun değişikliği sonrası ya da piyasadaki başka bir ivmelenme sonrası ortadan kaybolabilir. Yukarıda saydıklarıma sahipken bir anda borçlarınızı ve faturalarınızı ödeyemez hale gelebilirsiniz.

Amerika’da Yaşamak – Bireysellik

Ev gibi değil ki burası inan çok soğuk
Susmayı öğrendi yazık içimdeki çocuk
Yüzümü kime dönüp gülsem buradan da soğuk
Kalbimin yerini aldı kocaman bir oyuk

Amerika’da Yaşamak – Bireysellik

Bazen kelimelerle anlatılamayan hisler için bir şarkıya ihtiyaç duyarsınız. Bu şarkı, Amerika’da yaşamak sorusuna cevap olsun diye yazılmış gibi. Buradaki bireysellik tam da böyle hissettiriyor. Bunu tam olarak kelimelere dökmek zor; ancak bu bireysellik hayatın her aşamasında hissediliyor. Mesela, çok yakın arkadaşınız olduğunu düşündüğünüz birisinden Türkiye’de ne beklersiniz? Biraz düşünün; sanırım ilk cevabınız, mutlu anları sizinle paylaşması ve dara düştüğünüzde de yanında olması olur. Burada bu ikisini de bulamazsınız. Amerikalılar kendileri için, belki biraz da çekirdek aileleri için yaşarlar. Sizinle elbette sohbet ederler, elbette güler yüzlü olurlar; ama bu sadece planlanan bir güler yüzlülüktür. Dara düştüğünüzde bir yardım beklemezsiniz bile. Yani bırakın onların yardım etmesini, yardım edecekleri sizin aklınızdan bile geçmez.

Bunu okuduğunuz da Amerika’da hiç arkadaş bulamam, orada tek başıma kalacağım gibi düşünmeyin. Burada her aktivite için bir arkadaş bulabilirsiniz. Beraber aktiviteyi yapar keyif alırsınız. Ama ben arkadaştan değil dosttan bahesiyorum derseniz işiniz zor.

Amerika’da Yaşamak – Türkiye Orada bir Ülke Var Uzakta.

Türkiye, evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkânını vermez demiş ya Ahmet Hamdi Tanpınar, çok haklı bir şey söylemiş. Amerika’da yaşıyorsun, sana ne Türkiye’den be adam diyebilirsiniz. Ama Türkiye böyle işte; orada olan olay sana ışık hızından hızlı ulaşıyor ve bundan uzak kalamıyorsunuz. Bu sefer de Amerika’da yaşıyorsun ama Amerika haberleri yanında bir de Türkiye’ninkileri izliyorsunuz, gündemi takip ediyorsunuz. Uzaktan dertleniyorsunuz. Bu arada gerçekten uzak Türkiye… O uçak denilen şekilsiz kutuda 12-13 saat geçirmek çok keyifsiz. Zaten Amerika’da pek sana izin yüzü göstermiyor. Çalışma üzerine kurulu bir ülke sonuçta; ancak senede bir defa, o da birkaç gün için gidiyorsun ülkene. Arkadaşlarından kopuyorsun. Kimisi evleniyor, çocuğu oluyor, boşanıyor; haberin yok… Olsa da ne olacak, yanında olamazsın ki. Ailen senden uzakta. Yaşlanıyor annen baban, hatta göçüyor öteki tarafa bazen… Gurbet zor da Amerika daha bir zor be… Yemen’e sürülmeye benziyor. Amerika böyleyse Avustralya’dakiler ne hissediyor acaba?

Dünyanın Kalbinde Yaşamak

İyi de dünyanın kalbinde yaşıyorsun. Tüm dünya, yaşadığın ülkenin izinde yürüyor; tüm arkadaşların, hatta sorarsan yok be deseler bile, Amerika’da yaşamak istiyor. Bir de burada yaşam tamamen farklı; burası farklı bir dünya ama bunu deneyimlemeden anlamak zor. Her şey insan rahatı için dizayn edilmiş. Yaşaması çok rahat bir ülke. Kurallar belli; ben çakallık yapacağım demezsen hayat sana kolay baya..

Finansal açıdan ne Avrupa ne de Türkiye eş değer olabilir Amerika’ya; elbette standart çalışansanız bu durum geçerli. Sağda solda tanıdığı olan, işleri normal yolunda değil de sizin istediğiniz gibi çözen bir adamsanız, Türkiye cennet hocam. Yok ben anlamam o işlerden, kurallara uyarım, ne gerekiyorsa onu yapalım diyorsanız, çıkın çıkın gelin Amerika Cennet.

Umarım youtube kanalımı takip ediyorsunuz ayrıca instagram ve facebookta da takibiniz devam ediyordur, abone olursanız yazılarımı email olarak alırsınız hemen okuma fırsatınız olur benden söylemesi tabi, keyfiniz bilir… Ayrıca proje yönetimi konularında daha fazla bilgi için blogun bu bölümüne bir göz atın.


Gezgin Şantiyeci sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Düşünceleriniz benim için önemli!

Gezgin Şantiyeci sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin