Amerika’da bir cumartesi sabahı, Houston, Texas’tan selamlar! Pencereden dışarı bakarken hafif bir kış havasının tadını çıkarıyorum. Hava burada her zamanki gibi yumuşak, kışları sert geçmeyen bir bölge. Göçmenlik düşünüyorsanız ve hava sizin için önemli bir faktörse, Houston hâlâ cazip bir seçenek olabilir.
Ama son zamanlardaki dünya gündemine – özellikle burada Amerika’da yaşanan olaylara – baktığımızda göçmenlik meselesinin giderek karmaşıklaştığını görüyoruz. Sadece prosedürler zorlaşmıyor, atmosferin kendisi değişiyor.
Amerika’da Yaşananlar: Minneapolis’ten Gelen Görüntüler
Bu hafta Minneapolis’te bir kadın, Renee Good, ICE (Immigration and Customs Enforcement) ajanı tarafından vurularak öldürüldü. Renee 37 yaşındaydı 3 çocuğu vardı , arabasındaydı * Amerikan vatandaşıydı. Binlerce kişi sokağa döküldü, protestolar vs.. Amerika karıştı. Buda ülkenin gündemini değiştirdi. En azından hafta da bir kez ilginç olay veya açıklamlarla karşılaşıyoruz.
Ülkede daha önce görülmemiş şeyler oluyor. Eskiden sınır polisi olan ICE baskınlar düzenliyor. İnsanlar tutuklanıyor. Artık bir çok göçmen evlerinden çıkmamaya başladı işlerine gitmiyorlar hatta alışverişe bile gitmiyorlar.
Avrupa’nın “Sıfır İltica” Modeli: Danimarka
Minneapolis’te yaşananlar sizce sadece Amerika sorunu mu? Hayır. Avrupa’da da benzer bir rüzgar esiyor, ama farklı bir şekilde.
Danimarka örneğine bakalım. Sol-sosyal demokrat bir hükümet, göçmenlik konusunda aşırı sağdan bile sert politikalar uyguluyor. Başbakan Mette Frederiksen’in hedefi açık: “Danimarka’ya mümkün olduğunca az yabancı gelsin.”
Rakamlar çarpıcı: 2025’te Danimarka sadece 839 iltica talebini kabul etti. 2014’te 6,031 kişiye mülteci statüsü veriyorlardı, 2019’da 1,737’ye düştü, şimdi 839. Geçen yıl verilen 99,811 oturma izninin sadece %1’inden azı iltica başvurusuydu.
Sistemin mantığı şu: Mülteci yerine, işçi ve öğrenci al. Eğer mülteci de alacaksan, geçici statü ver, kalıcı değil. Ailesini getirmesini zorlaştır. Entegrasyonu değil, sınır dışı etmeyi önceliklendir.
Ve işe yaradı mı? İltica rakamları açısından evet – 40 yılın en düşük seviyesinde. Ama bedeli ne? Araştırmalar gösteriyor ki: Danimarka’da yaşayan göçmenler arasında yoksulluk arttı, vatandaşlık almanın önüne engeller kondu, ayrımcılık politikaları yaygınlaştı.
Örneğin “paralel toplum” yasası: Eğer bir mahallede %50’den fazla “Batılı olmayan” kökenli insan yaşıyorsa, devlet o mahalledeki konutları satabilir veya yıkabilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bunu etnik ayrımcılık olarak değerlendirdi.
Almanya: Merkel’den Merz’e Büyük U Dönüşü
Hatırlıyor musunuz, 2015’te Şansölye Angela Merkel “Wir schaffen das – Başarabiliriz!” diyerek mültecilere kapıları açmıştı. O Almanya gitti.
2025’te yeni hükümetle birlikte Almanya göçmenlik politikasında radikal bir U dönüşü yaptı:
- Mayıs’tan bu yana sınırlarda 18,000 kişi geri çevrildi
- Sınır dışı etmeler %20 arttı – 2025’in ilk 9 ayında 17,651 kişi
- Hızlı vatandaşlık programı iptal edildi (3 yıl yerine tekrar 5-8 yıl beklemek gerekiyor)
- Mülteci ailelerinin Almanya’ya gelmesi 2 yıl süreyle askıya alındı
- Afganistan’a sınır dışı etmeler yeniden başladı
İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt açıkça söylüyor: “Avrupa’da mülteci prosedürü için kendi ülkeni seçme hakkın yok.”
İlginç olan şu: Almanya bir yandan sınırları sertleştirirken, diğer yandan nitelikli işçi açığını kapatmaya çalışıyor. EU Blue Card maaş eşikleri düşürüldü, IT uzmanları için gereksinimler gevşetildi. Yani mesaj net: “Mülteci değil, işçi istiyoruz.”
Ama araştırmalar gösteriyor ki, yüksek eğitimli, ekonomik olarak başarılı ve iyi entegre olmuş göçmenler Almanya’yı terk etmeyi daha fazla düşünüyorlar. Paradoks yine burada.
Kanada’dan Geri Dönüşler: Rakamlar Konuşuyor
YouTube’da gezinirken sürekle göçmenlerden “Kanada’dan neden döndük?” videolarıyla karşılaşıyorum. Merak ettim, acaba sadece birkaç kişinin hikayesi mi yoksa daha büyük bir trend mi? Araştırdım ve bulduğum rakamlar çarpıcı.
Conference Board of Canada’nın 2025 raporuna göre: Kanada’ya gelen her 5 göçmenden 1’i, 25 yıl içinde ülkeyi terk ediyor. Daha da ilginci, bu ayrılışların en kritik dönemi göçmenliğin ilk 5 yılı.
Peki kimler gidiyor? En çok eğitimli olanlar gidiyor. Doktora dereceli göçmenler, lisans mezunlarına göre neredeyse iki kat daha fazla oranda Kanada’yı terk ediyor.
Kanada’nın önümüzdeki 10 yıl en çok ihtiyaç duyacağı mesleklere bakıyorsunuz: yazılım geliştiriciler, mühendisler, iş dünyası yöneticileri, sağlık profesyonelleri. Tam bu insanlar, en yüksek oranda ülkeyi terk edenler.
İş ve finans yöneticileri: 5 yılda %10’u, 25 yılda %32’si gidiyor.
Yazılımcılar ve bilişim uzmanları: 5 yılda %7’si, 25 yılda %19-21’i gidiyor.
Dünya Genelinde Atmosfer Değişiyor

Minneapolis’te ICE operasyonları, Kanada’dan geri dönüşler, Danimarka’nın “sıfır iltica” hedefi, Almanya’nın U dönüşü – bunlar birbirinden bağımsız olaylar değil. Daha büyük bir resmin parçaları.
Dünya genelinde bir kutuplaşma var. Ülkeler savunma harcamalarını artırıyor, silah sanayisine yapılan yatırımlar büyüyor. Her ülke içe kapanıyor, sınırlarını sertleştiriyor. Tıpkı Birinci ve İkinci Dünya Savaşı öncesindeki o gergin atmosfer gibi.
Göçmenlik Artık Sadece Yer Değiştirmek Değil
Eskiden göçmenlik daha basit bir denklemdi: Daha iyi iş, daha iyi yaşam, daha güvenli bir gelecek. Şimdi öyle değil.
Minneapolis’te bir restoran sahibi, vatandaş olmasına rağmen güvende hissetmiyor: “Pasaportumu gösterebilirim, ama o esnada ne olacağını bilemezsiniz.”
Kanada raporunun bulguları çarpıcı: Eğer geliriniz durağansa veya düşüyorsa, gitme olasılığınız çok daha yüksek. Doktora sahibi biri için maaş artışı olmazsa, ülkeyi terk etme riski lisans mezununa göre üç kat daha fazla.
Danimarka’da ise entegre olmuş göçmenler bile politik güvensizlik ve ayrımcılık hissediyor.
Peki Ne Yapmalı?
İşte bu noktada şunu düşünmeye başladım: Belki de “nereye göç edelim?” sorusu yerine, “bu belirsizlikte nasıl hazırlıklı oluruz?” sorusunu sormalıyız.
Esnek olmak. Minneapolis’te gördüğümüz gibi, vatandaş bile olsanız atmosfer değişebiliyor. Kanada rakamları gösteriyor ki, göç etseniz bile “plan B” olmadan risk alıyorsunuz. Danimarka ve Almanya örnekleri gösteriyor ki bugün hoş karşılanan biri, yarın istenmeyen olabiliyor.
Sadece gitmek değil, tutunmak. Eğer göçmenlik düşünüyorsanız kendinize şu soruyu sorun: “Sadece oraya nasıl giderim?” değil, “orada işimi nasıl büyütürüm, gelirimi nasıl artırırım, topluma nasıl entegre olurum?” Çünkü rakamlar gösteriyor: durağan gelir = yüksek ayrılma riski.
Yerel bağlantıları güçlendirmek. Minneapolis’teki işletme sahipleri diyor ki: “Topluluk bizi destekliyor ama müşteriler evlerinden çıkamıyor.” Küresel sistemler sallandığında yerel ilişkiler hayat kurtarır.
Farklı beceriler edinmek. Almanya nitelikli işçi istiyor ama mülteci istemiyor. Danimarka işçi ve öğrenci kabul ediyor ama sığınmacı değil. Her ülke kendi önceliklerine göre hareket ediyor. Sadece bir alanda uzman olmak yetmiyor artık.
Bilgili ve soğukkanlı kalmak. Panik yapmadan, düşünerek hareket edebilmek. Göçmenlik kararı da dahil, hayatınızdaki büyük kararları duygusal değil akılcı almak.
Sonuç Yerine
Bu yazıyı yazarken aklıma sürekle şu geliyor: Acaba 10-20 yıl sonra geriye baktığımızda bu dönemi nasıl tanımlayacağız? Göçmenliğin altın çağının bittiği dönem mi, yoksa yeni bir dünya düzeninin başlangıcı mı?
Bilmiyorum. Ama şunu biliyorum: Danimarka 2014’te 6,000 mülteci kabul ediyordu, 2025’te 839. Almanya “Wir schaffen das” diyordu, şimdi sınırlarda 18,000 kişiyi geri çeviriyor. Amerika’nın Minneapolis’inde bir kadın federal ajan tarafından vuruldu ve binlerce kişi sokağa döküldü. Kanada’dan göçmenler geri dönüyor.
Bu rakamlar bize bir şey söylüyor: Dünya değişiyor ve göçmenlik artık o kadar basit bir seçenek değil.
Minneapolis’teki bir protestocunun sözleriyle bitireyim: “Hepimiz şu an korkuyla yaşıyoruz. Kimse güvende hissetmiyor ve bu kabul edilemez.”
YouTube kanalımda beni daha yakından tanıyabilirsin: Gezgin Şantiyeci YouTube, yada instagram hesabımı takip edebilirsin ve facebookta sayfayı beğenebilirsin.
Bloguma ilk kez geliyorsan, şu yazıdan başlamanı öneririm. Yazıların içindeki bağlantıları takip ederek, konular arasında kaybolmadan akıcı bir okuma deneyimi yaşayabilirsin.
Sizin düşünceleriniz neler? Göçmenlik hakkında ne düşünüyorsunuz; bu tür bir dönemde nasıl bir yol izlersiniz? Yorumlarınızı paylaşırsanız sevinirim.
Tabii ki inşaat mühendisliği ve proje yönetimi konusundaki paylaşımlarım da devam edecek. Ama bazen dünyaya biraz daha geniş açıdan bakmak gerekiyor.
Hepinize hoşça kalın!
Kaynaklar
- Kanada (retention / ayrılma) tartışmaları: The Leaky Bucket 2025: Retention Trends in Highly Skilled Immigrants and In-Demand Occupations – Conference Board of Canada, Kasım 2025
- ABD’de protestolarla ilgili haber: Protests against ICE spread across U.S. after shootings in Minneapolis and Portland – PBS NewsHour, 10 Ocak 2026
- Avrupa göç politikaları üzerine genel analizler: BBC News ve Migration Policy Institute (MPI) değerlendirmeleri (konu başlıkları: Danimarka yaklaşımı, Almanya sınır yönetimi ve iş gücü göçü)
Not: Bu yazı yorum/analiz formatındadır. Spesifik olayların detayları için lütfen kaynaklardaki orijinal haberlere bakın.Bu yazı; kamuya açık haberler ve raporlar üzerinden yapılmış kişisel değerlendirme ve yorumlar içerir. Hukuki, göçmenlik (immigration) veya finansal tavsiye değildir.
Gezgin Şantiyeci sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.