Bugün biraz daha teknik bir yazı yazmaya karar verdim. Eğer bu konu size göre değilse, hiç zorlamadan başka yazılara geçebilirsiniz. Bence şu eğlencelik olur mesela. Ama teknik ofis, şantiye, proje yönetimi ve Neden Kalifiye Teknik Ofis Mühendisi Bulmak Bu Kadar Zor? gibi konular ilginizi çekiyorsa devam edin.

Yazıma geçmeden önce facebook sayfamı şu linki tıklayarak beğenmeyi ve youtube kanalıma abone olmayı unutmayın. Ayrıca bloguma abone olursanız yeni yazılarımdan ilk siz haberdar olursunuz. 

Kalifiye teknik ofis mühendisi bulmak zor. İlginç olan şu ki, bu sorunu da pek çözemiyoruz.

Madem durum böyle, ben de en azından şunu yapayım dedim: Takip eden arkadaşlar ileride benimle bir mülakata girerse, ne beklediğimi daha net anlasın. Elbette bu yazıda anlatılanları birebir uygulayan herkes mülakatı geçer diye yüzde yüz garanti veremem. Ama bugünkü bakış açımla, doğru yönde olduklarını söyleyebilirim.

Kalifiye Teknik Ofis Mühendisi

Şirketler Teknik Ofis Mühendisinden Ne Bekliyor?

Teknik ofis mühendisi olmak isteyen arkadaşlara önce basit ama kritik bir soru sormak istiyorum:

Sizce şirketler sizden ne bekliyor?

Burada okumaya kısa bir ara verip, bu sorunun cevabını kendinizce düşünmenizi hatta yorumlara yazmanızı öneririm. Sonra yazının devamıyla karşılaştırın.

Bu sorunun cevabı aslında tek değil. Şirketin büyüklüğüne, kültürüne ve ülkeye göre ciddi şekilde değişiyor.

Küçük Şirketlerde Teknik Ofis Gerçeği (Türkiye)

Türkiye’de küçük ölçekli şirketlerin kaynakları sınırlıdır. Bu nedenle teknik ofis mühendisi olarak sizden tek bir işi değil, birçok işi aynı anda yapmanız beklenir.

Pozisyonunuzun adı teknik ofis mühendisi olabilir ama sizden satın alma yapmanız, kalite kontrolle ilgilenmeniz, gümrük problemleriyle uğraşmanız ve bazen de “ben neden beton bekliyorum?” diyeceğiniz işler yapmanız beklenebilir.

Bu tür şirketlerde çalışmak insana garip bir özgüven kazandırır. “Her işi ben yapıyorum, her şeyi ben biliyorum” duygusu oluşur.

Sonra bu özgüvenle mülakata girersiniz. Altınızda 5 kişi çalışıyordur ama kendinizi 4000 kişilik bir organizasyonu yönetmeye hazır hissedersiniz. Çünkü bugüne kadar her işi tek başınıza yapmışsınızdır.

Benzer bir durum, küçük bir firmada teknik ofisi tek başına yöneten birinin, bir anda 40–50 kişilik teknik ofis organizasyonu olan bir şantiyeye geçmesiyle de yaşanır. Kişi kendini “en çok ben biliyorum” noktasında bulur ama beklentileri yönetmekte zorlanır.

Bilmek ile Yönetebilmek Aynı Şey Değil

Geçmişte mülakat yaptığımız bir örneği hiç unutmam. Aday, yönettiği çelik işlerini uzun uzun anlattı. Ancak “1 ton çelik için kaç adam-saat harcanır?” sorusuna cevap veremedi.

Bu, onun çelik işini bilmediği anlamına gelmez. Ama şunu gösterir: Kişi işini bitirmeye odaklanmıştır, ölçmeye ve analiz etmeye değil.

İşte bu fark, küçük ölçekli işlerden büyük şantiyelere geçişte ciddi sorunlar yaratır. Özellikle gereksiz özgüven ve kibir de işin içine girerse, başarısızlık ihtimali çok yükselir.

Elbette istisnalar vardır. Ama başvurduğunuz pozisyonu ve organizasyonu daha objektif değerlendirmeniz gerekir.

Büyük Şirketten Küçüğe Geçiş Neden Zor?

Şimdi tam tersini düşünelim. Çok büyük bir şantiyede ya da kurumsal bir şirkette çalışan, hatta orada “yıldız” olarak görülen birinin küçük bir firmaya transfer olduğunu varsayalım.

Bu senaryoda, kişi ne kadar iyi olursa olsun başarı şansı genellikle düşüktür. Çünkü elinden takımı alınmıştır. Daha önce ekiplerle yapılan işleri artık kendisi yapmak zorundadır.

Prosedürler, kurallar, alışık olduğu sistemler burada işlemez. Küçük şirketin pratikliğine ve hızına ayak uydurmakta zorlanır. Ne yapacağını şaşırır ve çoğu zaman ilk fırsatta tekrar büyük bir şirkete geri döner.

Ne İstediğini Bilmeyen Kariyer Yapamaz

Tüm bu örneklerin özeti şudur: Ne istediğinizi bilmiyorsanız, doğru kariyer adımlarını atamazsınız.

Doğru şirketi, doğru pozisyonu seçerseniz mülakatlarda daha az zorlanır, beklentileri daha iyi yönetir ve çok daha başarılı olursunuz.

Türkiye’de Yönetici–Çalışan İlişkisi

Türkiye’de yönetici–çalışan ilişkisi, yurt dışına kıyasla oldukça farklıdır. Genelde yöneticiden işi dağıtması, işi kontrol etmesi ve yapılan işten doğrudan sorumlu olması beklenir.

Bu da ilginç bir çalışma kültürü yaratır. Yönetici her konudan haberdar olmak ve her konuda sorumluluk almak zorunda hisseder. Altındaki çalışanın profesyonel geçmişi çoğu zaman ikinci plandadır.

Sonuç: Mikro yönetim.

İşler küçük parçalara bölünür, ama işin tamamının sahibi her zaman yönetici olur.

Amerika’da Project Controls Yaklaşımı

Amerika’da “teknik ofis mühendisi” kavramı birebir bu isimle yoktur. Genelde pozisyonun adı Project Controls Engineer (PCE) olur.

Bu rolde kişiden hem planlama hem de maliyet tarafını anlaması beklenir. Ancak Türkiye’deki “her şeyi bilsin” beklentisinin oldukça altındadır.

Daha derin uzmanlık gerektiğinde Cost Engineer veya Scheduler / Planner gibi ayrı roller devreye girer.

Bu pozisyonlardaki kişilerden beklenen şey nettir: Kendi işlerini dışarıdan bir itki olmadan planlamaları, işlerine sahip çıkmaları ve gereken tüm adımları bağımsız şekilde atmaları.

Yöneticiye düzenli bilgi verirler. Bir engelle karşılaştıklarında destek isterler. Ama yönetici onların işine güvenir, profesyonel olarak saygı duyar ve mikro yönetim yapmaz.

Çünkü işin gerçek sahibi çalışanın kendisidir.

Son Söz

Teknik ofiste başarılı olmak, her işi yapmakla değil; hangi işte, hangi rolde ve hangi organizasyonda değer üreteceğini bilmekle ilgilidir.

Bunu ne kadar erken fark ederseniz, kariyeriniz o kadar sağlam ilerler.


Gezgin Şantiyeci sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Düşünceleriniz benim için önemli!