Bu yazının hemen öncesi için şöyle buyrun.

Şantiye hayatında bunlar yaşanıyordu ama hayatımın geri kalanı nasıldı? Evet, dili anlamıyordum. Evet, işi anlamaya çalışıyordum. Ama bunların dışında, kaldığım otelden de çıkamıyordum. Çünkü şirket bana bir araba tahsis etmiyordu. Aslında haklı bir nedenleri vardı: Çoğu yabancı çalışanın ehliyeti, sadece varlığı kanıtlanarak Umman ehliyetine çevrilebiliyordu. Ancak bu durum, Türk ehliyeti için geçerli değildi. Oturup kursa gitmem, sınava yeniden girerek ehliyet almam gerekiyordu. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti ile Umman Sultanlığı arasında böyle bir anlaşma yapılmamıştı.

Yazıma geçmeden önce gezgin şantiyecinin instagram hesabını takip etmeyi, facebook sayfasını şu linki tıklayarak beğenmeyi ve youtube kanalına abone olmayı unutmayın. Ayrıca bu bloga abone olursanız yeni yazılardan ilk siz haberdar olursunuz. Bu bloga gezgin şantiyecinin hikayelerini okumaya ilk kez geldiyseniz sizi şöyle alalım.

Umman ehliyeti almak için sponsoruma durumu anlattım. Burada bir sponsorluk hikayesi var ki, evlere şenlik! Onu daha sonra detaylı anlatacağım, ama kısaca değineyim:

Bu adamın bana ilk sorduğu soru şuydu: “Üçüncü eşimi arıyorum. Türk kadınlarını tercih ediyorum. Acaba tanıdığın bir Türk kadını benimle evlenmek ister mi?”

Evet, yanlış duymadınız. Uzun boylu, esmer, hali vakti yerinde sponsor kardeşimiz, beyaz bir cellabiye içinde, ayağında terliklerle sahaya gelen ve birçok vatandaşı gibi şantiye kurallarını pek umursamayan biriydi. Şantiyedeki tüm vinçleri kiralayan bu adam, aynı zamanda sponsor olarak oldukça kârlı bir iş yapıyordu ve dolar bazında her gün kazancı artıyordu.

Cellabiye

Konuya dönersek, ehliyet almaya gittiğimizde beni oldukça şaşırtan bir manzarayla karşılaştım. Yüzlerce Çin vatandaşı, aynı ofiste göçmenlik başvurusu yapmaya çalışıyordu ve Umman polisleri onlara çok kötü davranıyordu. Neyse ki, benim sponsor hemen devreye girdi ve özel bir muamele gördük. Çay içtik, Türk dizilerinden konuştuk ama sonuç değişmedi:

Türkiye ile Umman arasında bir anlaşma olmadığı için, tüm ehliyet sürecine sıfırdan başlamam gerektiği söylendi. Ellerim bomboş bir şekilde şantiyeye geri dönmek zorunda kaldım. (Bu satırları yazarken “Ellerim Bomboş” şarkısını dinliyorum, gözlerimi yaşarttı…)

Tabii ki pes etmedim. Gittim, proje müdürüne “Ben araba istiyorum. Sorumluluk benim.” dedim ve arabayı aldım. 9 ay boyunca o arabayı kullandım, kimse durdurmadı!

Otel Hayatından Ev Macerasına

Arabayla beraber otelden ayrılma zamanı da geldi. Otelde kaldığım süre boyunca, tüm imkanlarından faydalandım. Bir mutfağım olmadığı için oda servisini kullandım, deniz kenarındaki açık büfe restoranda kahvaltılar yaptım ve oldukça keyif aldım.

Kaldığım Otel.

Ama… şirketim faturayı gördüğünde ufak çaplı bir şok geçirdi!

Bu yüzden hemen bana bir ev bulmaya karar verdiler. Ve böylece hayatım daha da ilginç bir hal aldı. Bu kez, dili anlamakta çok zorlandığım bir İskoç, bir Newcastle’lı ve ben aynı evi paylaşacaktık. Bakalım başımıza neler gelecekti…

Devamı Videoda!

Devamı yakında!


Gezgin Şantiyeci sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

1 Comment

  1. Pingback: Başarısızlık - Gezgin Şantiyeci - Her Konuda Yetersiz Hissetmek.

Düşünceleriniz benim için önemli!

Gezgin Şantiyeci sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin