Zaman ilerliyor yaşlanıyoruz. Yaşlanmak kaçışı olmayan bir kazaya son gaz tatlı tatlı ilerlemek gibi. Bu Cumartesi sabahı size yaşanmış bir hikaye anlatmak istiyorum…

Yazıma geçmeden önce instagram hesabımdan beni takip etmeyi, facebook sayfamı şu linki tıklayarak beğenmeyi ve youtube kanalıma abone olmayı unutmayın. Ayrıca bloguma abone olursanız yeni yazılarımdan ilk siz haberdar olursunuz.

Yaşlanmak
Photo by Matthias Zomer from Pexels.

Kahramanımız sabah normalden çok daha erken bir saatte uyandı. Telefonunu aldı eline 5:00’ı gösteriyordu saat. Neden evinden çok uzaklarda olduğunu düşündü bir an. Amaç elbette para kazanmaktı, Moskova’da da işler vardı elbette ama geçimini sağlamaya yetmiyordu. En azından bu şantiyede çalışarak 10 yaşındaki kızına daha güzel bir gelecek sağlamak istiyordu. Eşi ile birlikte merkezden uzata bir ev almışlardı. Kredisini biran önce bitirmek istiyordu. Eşi de Moskova’da Rusça öğretmeni olarak çalışıyordu, bu nedenle gelemedi onunla birlikte. ”Gerçi böylesi daha iyi” diye düşündü kahramanımız, ne yapacaktı eşi bu unutulmuş şehirde.

Aileden Uzakta Yaşlanmak.

Telefonun fotoğraflar bölümüne gitti eli. Kızının fotoğraflarına baktıkça onu çok özlediğini anladı. Evet sadece 2 hafta olmuştu bu uzak diyarlara geleli ama evlat özlemi farklıydı işte. Moskova’da saatin 23:00 olduğunu düşündü. Telefon edip etmemek arasında kaldı bir an, ama özlem biraz hafiflerdi belki ve aradı karısını çekinerek.

Şanslıydı uyumamışlardı, kızıyla konuştu 20 dakkika kadar, sonra ”спокойной ночи, моя дорогая девочка” ( İyi geceler değerli kızım) sözleriyle bitti bu konuşma. Özlem azalmadı ama biraz olsun su serpildi içine. Kahvaltı hazırladı kendine. ”Şantiyelerde yaşlanmak ne kadar zor” diye düşündü. 23 yaşından beri şantiyelerde geçiyordu hayatı, Moskova’da toplamda 1 yıldan az süre geçirebilmişti son 20 yılda. Kahvaltısını bitirdi, haberlere göz gezdirdi, duşunu aldı ve iş tulumunu giydi. Yavaş yavaş işe gitme vakti geliyordu. Ayakkabılarını giymek üzereyken aklına maskesi geldi. Covid19’a lanet okuduktan sonra maskesini de taktı ve dışarı çıktı şirketin kiraladığı otel odasından.

Otelin bahçesinde diğer meslektaşları ile selamlaştı. Eskiden beraber çalıştığı arkadaşının yanına giderek ” Günaydın” dedi ve muhabbet etmeye başladılar. Şantiye’deki durumdan, yapılacak işlerden , hayattan bahsettiler onları şantiyeye götürecek servislerini beklerken. Sevis biraz geçde olsa geldi. Hava – 7 C derece idi. Covid19 nedeniyle serviste birer birer ve maskeli oturdular. Yol boyunca müzik dinledi kahramanımız, aklından bir çok düşünce geçti , kızını düşündü, karısını düşündü, nedensiz bir yaşlanmak düşüncesi kapladı içini. Ailesini uzun zaman önce bir trafik kazasında kaybetmişti, aklına onlar geldi bir an…

Şantiyede Sıradan Bir Gün.

Yarım saatlik yolculuk sonrası şantiyeye vardı servisler. Kahramanımız ofisinin kapısın açtı, günün ilk kahvesi için, önce bardağını yıkadı. Sonra üzerinde NESCAFE GOLD yazan kavanoza gitti eli. Gene aklına Moskova geldi. Starbucks kahvesini bile özlemişti. Su ısıtıcısından gelen zil sesi ile döndü gerçek dünyaya. Kahvesini alıp ofisini geçti. E-maillerini kontrol etti. Dünden kalan işleri tamamladı ve sahaya çıktı. Sahada 2 saat geçirdi. Soğukta olsa açık hava iyi geliyordu. Ofise yöneldi ve 2 saat sürecek bol stresli bir toplantıya girdi.

Karnı acıkmıştı… Yemeğini biraz erken yemeğe karar verdi. Oteldeki odasında yeterli bir mutfağı yoktu, ortak bir mutfak vardı ama dün gece tembellik yapmıştı, pizza siparişi vermişti, eski şantiyeden arkadaşı ile birlikte dünden kalan pizzasını midesine indirdi. Pizzayı yerken artık kendisine daha iyi bakması gerektiğini düşündü. Sağlıklı beslenmeliydi. Yarından ihtibaren spora ve diyete başlama kararı aldı. Arkadaşıyla keyifli bir sohber geçti aralarında konu, sağlıklı ve belenmek ve Moskova idi.

Yemek sonrası ofisine geçti, küçük bir ofisi vardı tek başınaydı. Eline telefonunu aldı….

2 saat sonra beraber yemek yediği arkadaşı bir kahve molası vermek istedi ve kahvesini alarak kahramanımızın ofisine doğru yöneldi. Ofisin kapısını açtığında kahramanımız sandelyeye yıyılmış bedeniyle karşılaştı. Telefonu yerdeydi. Hemen ambulans çağırdı ama artık çok geçti 44 yaşındaki meslektaşımız kalp krizi sonrasında hayatını kaybetmişti 2 hafta önce işe başlağı şantiyenin ofisinde yalnız başına.

Merak ediyorum, bu değerli meslektaşım hayatının böyle sonlanacağını bilseydi aynı yolu seçermiydi? Sayın okuyucu şantiyelerde çalışacaksan yaptığın tercihin farkında olmalısın. Sadece dolarla maaş almak adına karar verme. Olabilecek herşeyi düşün ve tüm riskleri hesapla. Halen bu yolu seçersen o zaman bu ve benzeri olaylara kendini piskolojik olarak hazırla. Aşağıya bıraktığım videoyu izle, seni neler bekliyor bil, ama endişelenme planını doğru yaparsan her risk bir avantaj olabilir…

1 Comment

  1. Pingback: Deniz Olmadan Yaşayamam! - Gezgin Şantiyeci - Deniz Hayattır

Düşünceleriniz benim için önemli!

WordPress PopUp Plugin
%d blogcu bunu beğendi: